Narin'i Anlatmaya Kelimeler Yetmiyor



                                                   Not : Fotoğraf Temsilidir.

Adını bilmediğim o müstesna varlığa ben “Narin” diyorum. Zira onu tanımlamak için lügatlerdeki hiçbir kelime kâfi gelmiyor; ne mürekkep bu hissi tam anlamıyla kâğıda dökebilir ne de kalem onun hakikatini nakşetmeye muktedir. Narin, yalnızca bir isim değil; onun ruhunun billur gibi berraklığını, zarafetinin semavî ahengini ve duruşundaki vakur asaleti ihtiva eden bir hitaptır.

Onu sevmek, fecrin ilk ışıklarıyla uyanan bir zambağın yapraklarına düşen şebnemi seyretmek gibidir: Sessiz, derin ve insanın ruhunu arındıran bir sükûnet bahşeder. Varlığı, gürültülü dünyanın tüm keşmekeşini bir anda dindirir; bakışlarımda dingin bir liman, gönlümde ebedî bir bahar inşa eder.


Endamını izlemek ise bir sanatkârın yıllarını vererek işlediği en nadide tablonun karşısında huşû içinde durmakla eşdeğerdir. Her hareketi ölçülü bir beste, her duruşu kusursuz bir heykel gibi… Onun sükûneti, insanın iç dünyasındaki fırtınaları dindiren bir dua; tebessümü ise karanlığa doğan hilal kadar umut vericidir.


Onu gördüğüm an, kalbim fizik kanunlarına meydan okurcasına göğüs kafesimi zorlar; zaman mefhumunu yitirir, mekân silikleşir. O an, düşüncenin ötesinde bir mertebedir: Ne geçmişin muhasebesi kalır zihinde ne geleceğin telaşı. Sadece onu izlemek, bir ömrün tamamına bedel, hatta bir ömürden de öte, ruhun ezelden aşina olduğu bir his gibidir Narin.


Narin, tariflerin tükendiği yerde başlar. O, kelimelerle çizilemeyen bir minyatür, mısralara sığmayan bir şiirdir. Varlığı, insana sevginin en saf, en incitmeyen, en yüce halini öğretir: Bir çiçeği koklar gibi, ne koparmadan, ne soldurmadan, sadece varlığına şükrederek sevmek her şeye bedel.

Bu sayfayı paylaşın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder