Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

Osmanlı Arşivlerinin Bulgaristan’a Satılması Meselesi

 Cumhuriyet’in Erken Döneminde Osmanlı Arşivlerinin Bulgaristan’a Satılması Meselesi (1931):        Bir İhmalin Anatomisi

1931 yılında, Cumhuriyet’in erken döneminde yaşanan ve uzun yıllar kamuoyunda tartışılan bir olay, Osmanlı Devleti’ne ait önemli arşiv belgelerinin “hurda kâğıt” olarak Bulgaristan’a satılmasıdır. Harf Devrimi sonrasında eski yazılı belgelerin işlevini yitirdiği düşüncesiyle gerçekleştirilen bu satış, bilinçli bir tarih yok etme girişimi değil; arşivcilik bilincinin henüz kurumsallaşmadığı bir dönemde yapılan ciddi bir ihmalin sonucudur. Bu makale, söz konusu olayın arka planını, yaşanan tepkileri, belgelerin imhadan nasıl kurtarıldığını ve bugün Bulgaristan’da muhafaza edilen Osmanlı arşivlerinin tarihsel önemini, resmî belgeler ve akademik kaynaklar ışığında ele almaktadır.

Türkiye’de zaman zaman gündeme gelen, kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve çoğu kez ideolojik tartışmaların gölgesinde kalan meselelerden biri, 1931 yılında Osmanlı Devleti’ne ait arşiv belgelerinin “hurda kâğıt” olarak Bulgaristan’a satılmasıdır. Bu olay, Cumhuriyet’in erken döneminde arşivcilik anlayışının henüz kurumsallaşmadığı bir süreçte yaşanmış; daha sonra hem resmî hem akademik yayınlarla belgelenmiş ve kabul edilmiş tarihî bir vakadır.

Bu makalenin amacı, söz konusu olayı efsanelerden ve aşırı yorumlardan arındırarak, dönemin koşulları, belgeler, tanıklıklar ve resmî yayınlar ışığında etraflıca ortaya koymaktır.

1931 Satışı: Olayın Kronolojisi ve Kapsamı

1931 yılında, Cumhuriyet’in erken döneminde ve İsmet İnönü’nün başbakanlığı sırasında, İstanbul Defterdarlığı’na bağlı Maliye Arşivi bünyesinde bulunan Osmanlı dönemine ait çok sayıda belge, “lüzumsuz evrak” ve “eski yazı” (Osmanlıca, Arapça ve Farsça) oldukları gerekçesiyle tasnif dışı bırakılmıştır.

Bu belgelerin miktarı, resmî yayınlar ve dönemin basınına göre yaklaşık 30–50 ton, 120 balya ve 500 sandık civarındadır. Belgeler, okkası 3 kuruş 10 para gibi son derece düşük bir bedelle, hurda kâğıt statüsünde satılmış ve Sofya yakınlarındaki Srnee Berger Kâğıt Fabrikası’na (İsviçre asıllı Berger ailesine ait) gönderilmek üzere trenle Bulgaristan’a sevk edilmiştir.

Bu satışın arka planında;

  • 1928 Harf Devrimi sonrası Osmanlıca belgelerin işlevsiz görülmesi,

  • Arşiv mekânlarında yer açma ihtiyacı,

  • Belgelerin tarihî değerinin uzmanlarca değerlendirilmeden bürokratik bir işlemle elden çıkarılması
    gibi nedenler bulunmaktadır.

Önemle vurgulanmalıdır ki, resmî kaynaklara göre amaç bilinçli bir “tarih yok etme” girişimi değildir; ancak açık bir ihmal, liyakat ve değer takdiri hatası söz konusudur.

Tepkiler ve Satışın Durdurulması

Olay kısa sürede kamuoyuna yansımıştır. Sultanahmet civarında bazı evrakların sokaklara saçılması, gazetelerde çıkan haberler ve özellikle İbrahim Hakkı Konyalı gibi tarihçilerin sert tepkileri büyük yankı uyandırmıştır.

Konu:

  • Dönemin gazetelerinde (Son Posta, Vakit vb.) geniş yer bulmuş,

  • TBMM’de soru önergelerine konu olmuş,

  • Satış işlemi durdurulmuştur.

Ancak bu noktada belgelerin önemli bir kısmı çoktan Bulgaristan’a ulaşmıştır.

Bulgaristan’da Kurtarılan Osmanlı Belgeleri

Belgelerin kağıt hamuruna dönüştürülmesi, Bulgaristan tarafında son anda engellenmiştir. İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli, Osmanlıca bilen araştırmacı Panço Doref, belgelerin tarihî değerini fark ederek Bulgar makamlarını uyarmıştır.

Bunun üzerine:

  • Sofya tren istasyonunda balyalara el konulmuş,

  • Belgeler imha edilmekten kurtarılmış,

  • Bulgaristan Milli Kütüphanesi (St. Kiril ve Metodiy) Nadir Eserler Bölümü’ne devredilmiştir.

Türkiye’ye yalnızca birkaç çuval, genellikle “değersiz” kabul edilen belge iade edilmiştir. Büyük çoğunluk Bulgaristan’da kalmıştır.


Bugünkü Durum: Dünyanın En Büyük Osmanlı Arşivlerinden Biri

Bugün Bulgaristan’da:

  • Yaklaşık 1 milyon Osmanlı belgesi,

  • 191 kadı sicili,

  • 720 maliye defteri,

  • 405 tımar ve zeamet defteri
    bulunmaktadır.

Bu koleksiyon, İstanbul ve Kahire’den sonra dünyanın üçüncü büyük Osmanlı arşivi olarak kabul edilir.

1993–1994 yıllarında Türkiye ile Bulgaristan arasında yapılan işbirliğiyle belgelerin bir kısmı mikrofilm ve fotokopi yoluyla Türkiye’ye kazandırılmıştır.

Sonuç

1931 Osmanlı arşiv belgelerinin Bulgaristan’a satılması olayı, ne bir komplo ne de sistematik bir tarih silme operasyonudur. Bu hadise, Cumhuriyet’in erken döneminde arşivcilik bilincinin henüz yerleşmediği bir süreçte yaşanan ciddi bir bürokratik ihmalin tarihî örneğidir.

Ancak ironik biçimde, bu ihmal sayesinde Bulgaristan’da bugün dünyanın en büyük Osmanlı arşivlerinden biri oluşmuştur. Olay, hem arşivcilik tarihimiz açısından bir ders, hem de tarihî belgelerin korunmasının hayati önemini gösteren ibretlik bir vakadır.

Kaynakça (Seçme)

  • T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Bulgaristan’a Satılan Evrak ve Cumhuriyet Dönemi Arşivcilik Çalışmaları, Ankara, 1993.

  • N. Aktaş – S. A. Kahraman, Bulgaristan’daki Osmanlı Evrakı, Ankara, 1994.

  • TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 4, İçtima 1, Cilt 2, 1931.

  • Son Posta Gazetesi, Mayıs–Haziran 1931 sayıları.

  • Anadolu Ajansı, “Okkası 3 kuruşa satılan tarih”, 2018.

  • İsmet Binark, “Bulgaristan’a Okka ile Satılan Arşiv Belgeleri”, Türk Yurdu.



Derleme:MehmetKEKLİK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder