Ona kızgın değildi.
İnsan sevdiğine kolay kolay kızamazdı zaten. Kızgınlığı kendineydi; bu fani dünyada, beklentiye giren, umut eden, inanmak isteyen kalbine… Çünkü bazı kalpler, baştan kaybetmek için yaratılırdı.
Bir zamanlar söylenmiş bir söz vardı.
“Mahşere kadar seveceğim…”
O söz, adamın ömrüne kazınmıştı. Hâlâ dün gibi hatırlıyordu. Ama zamanla anladı ki, hayatını sessiz bir felakete çeviren bu aşk; tutulmayan bir yemin, suya değil, karanlığa yazılmış bir yalandı. Ne izi kaldı, ne karşılığı…
Sonra kader dedi.
Başka bir açıklama bulamadı.
Çünkü bazı hikâyeler baştan eksik yazılırdı. Ne kadar çabalasan da tamamlanmazdı. Onlar da bu hikâyenin kahramanı değil, figüranıydı. Sözü olmayan, yönü olmayan, alkışsız…
En ağır gerçek şuydu:
Hayatın en hüzünlü anı, sevdiğin kişinin mevsimine kapılıp, onun bahçesinde asla açamayacak bir çiçek olduğunu fark ettiğin andı. O an insan ne ağlayabiliyor, ne de bağırabiliyordu. Sadece içi sessizce çöküyordu.
Adam sık sık kendine sordu:
Ben neye bağlandım bu kadar?
Tapınacak ne vardı onda?
Bana hiç bakmayan gözlerine mi,
yoksa hiçbir zaman bana ait olmayan kalbine mi?
Büyüklerin sözleri geldi aklına... Ama artık teselli etmiyordu.
Bir insana değer vermek kültürdü, sevgi de öyleydi. Ama kültür, karşılık bulmadığında insanı soylulaştırmazdı; yalnızlaştırırdı. Karşılıksız sevgi, insanın kaderine kazınmış bir yüktü.
Sevilmek…
Hayatta alınabilecek en büyük lütuf.
Ama o lütuf herkese yazılmıyordu.
Bazıları sevmekle sınanırdı, sevilmeden.
Sevdiğin insanla evlendiğin gün, kaderini yaşamaya başlardın derlerdi.
Doğruydu.
Çünkü o gün açılan kapı ya seni ömrün sonuna kadar aydınlığa çıkarırdı ya da geri dönüşü olmayan bir karanlığa sürüklerdi. Adamın payına düşen, ışığı olmayan bir çıkmaz sokaktı.
Artık biliyordu.
Eğer bir sevgi seni ikna etmiyorsa, o sevgi kader değildir.
Ama kader bazen, seni ikna etmeyen bir aşkta ömür tüketmektir.
Bu yüzden direnmedi.
Sorgulamadı.
İsyan etmedi.
Çünkü bazı insanlar mutlu olmak için değil,
bazı aşklar da yaşanmak için yazılmaz.
Bazıları sadece taşınır.
Sessizce.
Ömür boyunca.
Ve adam, sonunda bunu kabullendi ve anladı ki;
Kader, herkese mutluluk borçlu değildir.
Mehmet KEKLİK
.jpeg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder