Ey sevgili, bilesin ki sana hiç kırgın değilim…
Sadece, şu fani mekânda beklentiye girip
boşuna umut arayan kalbime kızgınım.
“Mahşere kadar tüm benliğimle seveceğim”
demiştin… hâlâ dün gibi hatırlıyorum.
Meğer hayatımı felakete dönüştüren bu aşk,
sadece suya yazılmış bir yalandan ibaretmiş.
Şunu anladım ki,
Tüm bunlar, kaderin bize biçtiği bir roldür.
Bizde yazılmış bu hikâyenin figüranlarıyız.
Bence, hayatın en hüzünlü anı;
mevsimine kapıldığın kişinin
bahçesinde açamayacak bir çiçek olduğunu
fark ettiğin andır.
Bazen düşünmeden de edemiyorum:
Neyine bağlandım ki bu kadar?
Tapınacak ne vardı sende?
Bana bakmayan o gözlerine mi,
yoksa hiçbir zaman bana ait olmayan kalbine mi?
Ne demiş büyükler,
Bir insana değer vermek,
Ona özen göstermek bir kültürdür.
Sevgi de öyledir...
Karşılığında sevilmek,
Hayatta alınabilecek en güzel hediyedir.
Ve,
Sevdiğin insanla evleneceğin gün,
kaderini yaşadığı gündür.
Bu başlangıç,
ya seni sonsuz bir mutluluğa,
ya da karanlık bir çıkmaza sürükler.
Eğer bu sevgi seni ikna edebiliyorsa,
işte o zaman hayat yaşamaya değer.
Eğer bu aşka inanmıyorsan boşa kürek çekme,
Ya bırak gitsin,
ya da sen bırak git.
Mehmet KEKLİK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder