Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

MOĞOL İSTİLASI İLE GELEN KATLİAMLAR VE BÖLGE HALKI

12. yüzyıl İslam medeniyetinin en parlak ve göz kamaştırıcı yüzyılı iken bu medeniyetin Ortadoğu ve mezopotamya’daki  en büyük unsurlarından olan bölge halkları, Türkmen, Arap ve  Kürtler olmuştur.13. yüzyıla gelindiğinde İslam medeniyetinin tahribi birinci derecede Moğollar’ın eliyle olmuştur.

Gerçekten medeni hayatın tahribinde ve İslam Alemi’nin böyle büyük bir felakete uğramasının yegane nedeni Moğol istilasıdır. İnsan katliamının yanında manevi değerlerin tahribi sonucu bölgenin kültürel,maddi ve manevi yönden toparlanması yüzyılları bulmuştur.

Prof. Dr. Laszlo Rasonyi’nin Moğollar’ın tahribatı hakkında bu kısa ve veciz tesbiti oldukça yerindedir; Moğol tahribatı manevi değerleri saklayan kitleleri imha etti. Şehirleri, medeniyet ocaklarını yaktı. İslam dünyasında Orta Asya’nın tekrar önem kazanması bir hayli zaman aldı.Ancak Moğol tehlikesine rağmen Müslüman devletler arasındaki çatışma ve rekabet devam etmiştir. Mesela Moğol tehlikesine rağmen “Abbasi halifesi Harzemşahlar’a karşı Irak Kürtleri ve bedevi Araplardan oluşan on bin kişilik bir kuvvet hazırlamışsa da akibetleri çok kötü olmuştur.

Tıpkı Prof.Dr.lazlo Rasonyi gibi Prof. Dr. Philip K. Hitti’de Moğol istilasına değinerek felaketi şöyle aktarmaktadır; Moğol ordusu uçarcasına giden atlara binmiş ve kendilerine has ok ve yaylarla silahlanmış olarak vardıkları her yerde taş üstüne taş, omuz üzerine de baş bırakmadılar ve yaygın bir tahribat meydana getirdiler. Onlardan önce İslam kültürel varlığını temsil eden merkezler esasen sahneden silinip gitmiş, geride kuru çöller ve vaktiyle devlet başkanlarının yaptırmış oldukları sarayların ve kütüphanelerin göğe dikildiği binaların şekilsiz harabeleri kalmış bulunuyordu. Arkada kalan kıpkızıl bir kuşak bunların geçtiği yerlerdeki izlerine işaret etmekteydi. Herat, Buhara, Semerkand, Belh ve Harezm ülkesi baştan başa Moğol istilasına uğrayarak virane haline gelmişti.

Esasında her ne kadar Moğol istilasında bölge zarar görmüşse de en az Moğollar kadar bu coğrafyasındaki bütün halkları kılıçtan geçirenler Harzemşahlılardır. Moğolların  önünden kaçan  Celaleddin Harzemşah, Horasan’dan Ahlat Erciş ve Amed civarındaki halkları Moğollardan kaçtığı esnada tamamen kılıçtan geçirmesini tarihçiler, Moğol felaketi kadar zalim ve  vahşice bir katliam olarak aktarmaktadır. Ancak Harzemşahlı Celaleddinin öldürülmesi ve Harzemşahlı Muhammed’in Bağdat üzerine yürüyen ordusu saldırılar ve ağır kış şartları sonrasında tamamen telef olmuş, geri kalan ve dağılanların çoğu Hakkari Kürtlerinin hücumlar arasında erimiştir.

Moğollar Celaleddin Harzemşah ortadan kaldırdıktan sonra,  Amid çevresine saldırmış ve bölgeyi yağmalamıştır. Görgü tanığı bir tüccar, on beş bin kişinin Moğollar tarafından katledildiğini söylemiştir. Moğollar sonra Nusaybin’e girmiş şehri yağmalayıp önlerine çıkanı öldürmüştür. Akabinde Sincar’a girmiş buraları da yağmaladıktan sonra Habur’a girerek canlı bırakmadıkları gibi mallarını da yağmalamıştır. İşgalci Moğol ordusu Yıva Türkmenlerini ve el- Cevzakan Kürtlerini kılıçtan geçirmiştir. Ardından Erbil’e girip tarihte benzeri işitilmedik ve başkalarının yapamadığı bir musibet ve felakete sebep olmuştur.  Dakuka ve çevresine de saldırmış buraları yağmalamıştır. Bazı kaynaklar bu vahşete  karşı tek bir kimse elini kaldırmamış ve bir atlı dahi onlara karşı koyulmadını yazsa dayer yer  küçük çaplı direnişler olmuştur:  örneğin,1260 yılında Moğollar Musul’a saldırınca Melik Salih şehri müdafaa için Türkmenleri ve Kürtleri işgale karşı toplamıştır.

Abbasi Halifesi Muntasır maiyetindeki Kürtler Moğollara karşı savaşmış ancak  güçlü bir direniş  gösteremeden  yenilmiştir.1258 yılında Moğol saldırılarına karşı Erbil halkı kalelerini savunup teslim olmamış, geceleri kaleden çıkıp Moğollara saldırmış, bulduklarını öldürmüş ve mancınıklarını yakıp geri dönmüştür.

Moğollar Amid eyaletine emir Nevruz’un babası Ergun Ağa’yı vali olarak tayin etmiştir. Bu dönemde yerel halk baskı ve zulümlere dayanamayıp dağlara çekilmiş ve felaketin geçmesini beklemiştir. Bölgenin önemli unsurları olan Kürt aşiretleri hem kendi aralarında hemde Türkler ve Araplarla düzenli bir ittifak kuramadıkları için Moğollara karşı güçlü bir direniş ortaya  koyamadılar ve yaşanan ayrılıklar yüzünden istilacılara karşı birbirlerine yardımcı olamadılar. Buna rağmen Musul ve Suriye çevresinde Kürtlerle Moğollar arasında küçük çaplı savaşlar olmuştur. Ancak kaderin garip cilvesidir ki “Fars bölgesinde yaşayan Kürtler, Moğollarla ittifak kurmuş ve onların savaşlarına katılmıştır. Moğollara karşı kazanılan en önemli savaşı, Dunbuli Aşiretinin ünlü ismi   Cemşid Han Hakkari dağlarında gerçekleştirmiştir. Ancak Cemşid Moğolların yeniden saldırmaları sırasında Diğer bey ve emirliklerden gerekli desteği alamadığından Moğollara karşı zayıf düşerek öldürülmüştür. Mezarı Hakkari'dedir.

Olcaytu Han zamanında 1306 yılında Gilan’ı istila eden Moğol ordusu büyük ölçüde Kürtlerden oluşmuştu. 

Moğol istilası sırasında Moğol saldırılarından olumsuz etkilenen kesim sadece Kürtler ve Araplar  değil Türkmenler de çok zarar görmüştür. Türkmenler özellikle Anadolu’da Moğol tehdidinin yoğun olduğu bölgelerden göç ederek Batı Anadolu’ya yerleşmiştir. Türkmenlerin boşalttığı yerlere ise çoğunlukla Kürtler yerleşmiştir. Bu durum Doğu Anadolu’da Kürt nüfusun yoğunlaşmasına yol açmıştır. “Kürtlerin çoğu güney bölgelerde göçebe olarak yaşıyordu. Moğol saldırıları artınca kuzeye doğru çekilmiş, Diyarbakır ve Ahlat bölgesinde Kürt nüfusu artmıştır.

Moğol ordusundaki Hiristiyanlar: “Müslümanlara büyük zarar verdiler ve tasviri imkânsız gaddarlıklarda bulundular. Erkekleri merhametsizce öldürüp, sayısız kadın ve kız ve erkek çocuğu esir aldılar. Yedek yiyeceklerinden beraberinde alabildikleri kadarını alıp götürdü, geri kalanı da ateşe verdiler.

Moğolların Hristiyanları kullanarak Müslümanlara saldırtması üzerine Müslümanlar arasında büyük bir tepki doğmuştur. Müslüman Arap,Türkmen ve Kürtler zulme fazla katlanmayarak, Moğol ve Hristiyan ittifakıyla savaşlara girmiş ve  Hristiyanların yaşadığı Erbil’e saldırarak, Hristiyanları ortadan kaldırmaya çalışmıştır.

Bu arada Moğol destekli Ermeni saldırganlığı da  artınca “Silvan hâkimi İl almış 1290 senesinde  harekete geçerek, Silvan ve Muş’ta Kışkırtıcı Ermeni reis ve papazlarını yakalayıp  öldürmüştür. Bunun  üzerine  diğer papazların müracaatı üzerine Türkmen  İl Almış Moğollarca esir alınıp idam edilmiştir.  Müslüman ittifak sadece Hristiyanları değil, Siirt’te Hristiyanların taşkınlığını himaye eden Moğol kumandanı öldürülmüştür. Diğer yandan  Sasonlu Ermeniler de Silvan ve Amed'deki karışıklıklardan faydalanarak Sason'da  tecavüzlerini artırınca Müslüman ittifak onlara karşı saldırıya geçerek onları  imha ettiler. 

Doğu Anadolu bölgesi Hülagu Han’dan itibaren iki askeri eyalete ayrılmıştı. Diyarbakır eyaleti ki merkezi Musul olan eyalet, Musul, Mardin, Diyarbakır yörelerini içine alıyordu. Diğeri ise merkezi Ahlat olan Van bölgesi eyaleti idi. Diyarbakır eyaletindeki Moğol askeri tümeninin ekserisini Uyrat oymağı mensupları teşkil ediyordu. ”

Bölgede  Moğol istilası sona erince , bu kez Kürtler hem  kendi araların hemde Bölgedeki diğer müslüman halklar ile sorunlar yaşamıştır. Mesela Eyyûbi hükümdarı “Melik Adil, 1333 yılında Habur’u yağmalamış ve Silvan’ı işgal etmiştir. Melik Adil, Artuklulara karşı Finik’de Buhti Kürtlerinin reisi İzzeddin ve Becnevi Kürtleriyle anlaşmıştır. Zirki Kürtleri reisi Zeyd’e Silvan’ı vaat ederek Artukluları ricata mecbur etmiştir.

Sonuç olarak  Müslüman Türkmen, Arap ve  Kürtler genellikle Moğol işgaline karşı direnmiş ve  ayaklanmış ancak Moğollar tarafından katliama tabi tutulmuştur. Kürtler Moğollara karşı savaşan Memlüklerin yanında yer almıştır. Mesela, “Ebü’l- Heyca el- Kürdi el- Ümevi önde gelen bahadır komutanlardandır. Ayn-ı Calut savaşında Moğolların bozguna uğratılmasında büyük rolü olmuştur. Melik Muzaffer, bu savaştan sonra onu Dımışk’a müsteşar olarak atamıştır. Nitekim Memlük sultanı Baybars’ın ordusunda Türk ve Arapların yanı sıra Kürtlerin olduğu da bilinmektedir.

 Derleme:Mehmet KEKLİK

Kaynakça:

1-Philip K. Hitti, a.g.e., c.II/3, s.759-760

2-Diyarbakır Mervanileri Tarihi

3-KURDS AND TURKS IN THE MIDDLE AGES

   Yrd. Doç. Dr. Bekir BİÇER

    Necmettin Erbakan Ün. SBBF Tarih ABD 

4-Laszlo Rasonyi, Tarihte Türklük, Ankara 1993, s.181. 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder